Sene 1958, askerden Kızılelma’ya izinli gelişim.Şerefiye’de kamyondan İnerken,ayağım kamyonun kasasına takıldı kolumun üstüne düştüm,kolum Kırıldı.Kolumun acısıyla Koyulhisar kazamıza kadar geldim.KoyulhisardaBizim köylülerden,Çolakgilin Dursun dayı,Hüsnügillerden Hüseyin’le birlikte Yaya olarak Kızılelma ya yola koyulduk.Elimdeki Asker bavulumla birlikte Yavaş usul Karanlık dere mevkii’ne kadar geldik.Fakat benim sancımdan ve Yorgunluktan takaat’ım kesildi bir adım daha atacak mecalim , gücüm kalmadı. Dursun dayıya siz gidin, ben size ayak uyduramayacağım size ayak bağı olmak İstemiyorum,ben biraz dinlenip yola koyulurum dedim.Dursun dayı bana dönerek Sen ne diyon yiğenim,şimdi ben Kızılelmaya varacağım Saliha bacıma ne Diyeceğim senin oğlanla birlikte geliyorduk yoruldu da yolda bıraktık Diyeceğim öylemi kalk bakim dedi,elimden bavulu alarak Hüseyin Dayıya verdi,beni omuzlayarak yaklaşık on, onbeş kilometrelik yolu sırtında Kızılelmaya kadar,evimize kadar getirip,Saliha bacı bak sana kimi getirdim diyerek Beni divana uzattı.
KADERİN ÖNÜNE GEÇİLMEZ
Aydın Karacasuda kış aylarında orman da kesim işlerinde çalışıyoruz.Bizi
Orası kış memleket olduğu için,Reçberlik zamanına kadar gurbete topluca çalışmayaGiderdik.Ben Alioğlugilin Ahmet,Çolakgilin Dursun Emmimle birlikte çalışıyoruz.Artık İşlerimizin bitme zamanı bahar gelmek üzere,yavaş yavaş dönüş hazırlığına başladık.Bir sabah kalktığımızda,Dursun Emmim bize gördüğü rüyayı anlatmaya başladı,Hayırdır inşallah diyerek dinlemeye başladık.Dursun Emmim hüzünlü bir şekilde gözleri uzaklara dalarakO gece kabus gibi gördüğü rüyayı anlatmaya başladı.Üçümüz bir yolculuğa Çıkmışız önümüze bir ırmak rast geliyor,siz ikiniz ırmağın karşısına geçiyorsunuz,Ben çabalıyorum uğraşıyorum bir türlü karşı tarafa sizin yanınıza gelemiyorum dedi ve,Gördüğü rüyasını kendisi yorumlamaya başladı.Yiğen dedi sizler memlekete varacaksınızAma ben dönemeyeceğim bana herhalde memlekete dönmek nasip olmayacak yavrularımı,Tosunlarımı göremeyeceğim,şeklinde yorumladı.Nitekim Dursun Emmim Antalya Taşağıl nahiyesinde Ormanda kesim işi aldı bizlerede çok yalvardı beraber çalışalım diye ama biz köye döndük. Aradan fazla zaman geçmeden 1959 senesinin Mart ayında kara haberini aldık,ormandaKesim yaparken kestikleri ağaç üzerine yuvarlanmış orada vefat etti
mezarı AntalyanınTaşağıl nahiyesindedir,Orada herkes o mezarı kendi mezarlarıymış gibi bakıp kollamaktadır.
ÖRNEK NASİHAT Köyümüzde Güney mahallemizde oturan Yahya oğlu ,sabahları yataktan erken kalkmayan oğlu Arif ‘i ne yapayımda bu çocuğu erken kalkmaya alıştırayım diye düşünürken aklına bir fikir gelmiş. Bir gün sabah ezanı ile birlikte oğlu Arifi yataktan kaldırıp,Güney mahallemizin yüksek tepesinden.(köyümüzün tam karşısı) -Oğlum Arif : bizim köyün zengin hali vakti yerinde evlerine gittiğin zaman izzeti ikramı bol olan aileleri kimler bana göster demiş.Arif eliyle: o anda bacası tüten hali vakti yerinde köyün sayılı olan ailelerini işaretle göstermiş.Yahyaoğlu :Oğlu Arife dönerek bak oğul bu aileler gerçekten de işaret ettiğin gibi köyümüzün sayılı hanelerinden olup kapılarına gittiğin zaman seni hiçbir zaman boş çevirmeyen izzeti ikramı bol haneleridir,bunun sebebi hikmetini hiç düşündün mü,bak bacası tütmeyen yani şu anda yataklarında miskin,miskin uyuyan hanelerin durumu ne şekilde yiyecek bir dilim ekmeğe bile muhtaçlar.Bunun sırrı ne diye sorarsan, bu hanelerin üzerine sabah ezanı okunmaz ,erkenden kalkıp herkes o günkü yapacağı işlere koyulurlar oğlum,sende bundan sonra sabah ezanı ile birlikte kalkıp işinin başına koşarsan sende kısa zamanda o haneler gibi olursun ,yok eğer yatarsan işini gücünü savsaklarsan görmüş olduğun şu bacası tütmeyen haneler gibi ,fakir sersefil bir ekmeğe muhtaç olursun .O günden sonra yahya oğlu Arif’i kimse sabah ezanından sonra yatakta görmemiş,çok çalışmış köyün hatırı sayılır hanelerinden biri olmuş,Çocuklarına’da aynı nasihatı vererek onların da aynı şekilde sabah erkenden yataktan kalkmalarını öğütlemiş.